Forum Ana Sayfa » Asya Sineması » Japon Sineması
Lesson of the Evil (2012)

Bölüm Yetkilileri: Editör, Moderator
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [1 Mesaj] « Önceki konuSonraki konu »
Yazar Mesaj
Ahıskalı

Asya Ruhları
Asya Ruhları
Kayıt: 08.10.2008
İletiler: 487
Konum: Üsküdar
 Aku no kyoten
İletiTarih: 22 Şubat 2014, 04:00
Aku no kyôten (2012) Türkçe [1] İngilizce [1] Altyazı
Yönetmen:Takashi Miike
Vizyon Tarihi:10 Kasım 2012
IMDB Puanı:6.7 (0 Oy)
Tür:Gerilim
Süre:129 dk
Ülke:Japonya
Film Dili:Japonca
Sarangni Puanı:
7.5 (18)
  • Currently 105/ 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
 
Takayuki YamadaHideaki ItôSaki TakaokaYukito NishiiMitsuru Fukikoshi



Film, bir plak sesiyle açılır. Brecht'in "Üç Kuruşluk Opera"sı için Kurt Weill'in bestelediği "Die Moritat von Mackie Messer (Mack the Knife)"in, bizzat Bertolt Brecht yorumudur duyulan. Arka planda çalan bu esere az sonra bir çiftin, çocukları hakkındaki endişeli tartışması eşlik eder. Muhtemel cinâyetlerdir tartışmaya sebep olan. Ebeveynleri, on dört yaşındaki oğullarının bir yere kapatılmasını görüşürken genç adam da elindeki bıçakla çıplak hâlde iken ağır ağır merdivenleri çıkıp odanın kapısında belirir.

Daha ilk sahnede baba, nasıl bir karakterle karşı karşıya kalacağımızı haber verircesine âdeta "sosyopat"ın tanımını yapıyor: "Her zaman başkalarının duygularından hiç anlamadığını düşünürdüm." Anne de bir cümleyle bu durumu pekiştiriyor: "Yanlışla doğru arasındaki farkı anlamıyor." Tabiî ebeveyn olmalarından mütevellit, baba olacakları tahmin edemediğini söylerken, anne de evlâdına toz konduramayıp düzgün yetiştiremediklerinden dem vuruyor. Sizin anlayacağınız başkarakterimiz böyle bir sosyopat.

Seiji Hasumi, herkesin gıpta ettiği, sevdiği, saygı duyduğu, örnek bir öğretmen görüntüsündedir. Bebek yüzünün ve karizmasının arkasına sakladığı karanlık sırlardan tek şüphelenen ise fizik öğretmeni Masanobu Tsurii'dir. Öyle ki bir öğrencinin yangında ölen âilesi hakkında yürütülen soruşturma için okula gelen polislere, bir önceki okulundaki "kopya intiharlar"dan bahsederek, üstü kapalı şekilde onu işâret eder. Hasumi'nin çökertmeye çalıştığı kopya çetesinin lideri Keisuke Hayamizu da Tsurii'den öğrendikleriyle intikam almak niyetindedir. Diğer taraftan, öğrencisi Miya ile yakınlaşmasına tanıklık eden Tade de can sıkmaktadır. Artık çember daralmaktadır, ama çanlar kimin için çalacak, ezanlar kimin için okunacaktır? (Pardon ya, ne ezanı, salâ olacaktı o. Aman, ne fark eder, zâten Japonya'dan bahsediyoruz.)

Yûsuke Kişi'nin 2010 yılında yayımlanan aynı adlı romanına dayanan film, Miike sinemasına âşina olanlar için pek de yeni bir şey ortaya koymuyor doğrusu. Üstelik hikâyeyi tek başına götüren Seiji Yasumi karakterinin daha filmin başında bir tür sosyopat olduğunun gözümüze sokulması gerilim ve gizem bazında puan kırmaya sebep oluyor, her ne kadar Hideaki İtô müthiş bir performans sergilemiş olsa da. Tabiî kitapta da durum böyle olabilir, ama bir handikap olduğu gerçeğini değiştirmez. Özgün bir hikâye anlatımı ve pek enteresan olaylarla da karşılaşmadığımızdan, kurguda da bir farklılık göze çarpmadığından geriye en elle tutulur ögeler olarak sanat ve görüntü yönetimi kalıyor. İşte filmin ikiye ayrıldığı nokta da burada başlıyor.

Filmin ilk yarısı bir sosyopatı tanımakla geçiyor; daha önceki eylemleri, tecrübeleri, zekâsı, davranış biçimi, çevreyle uyumu vs. Anne-babasını dahi öldürecek bir câni olmasından tutun, bir psikopatla arasındaki farklara; ince planlar kurgulayacak zekâsından tutun, insanların gözünü ne denli boyayabildiğine kadar her şeyi sırasıyla, tâne tâne anlatıyor yönetmen. Doğal olarak ilk kısım, ufak tefek cinâyetler ve Amerika'da öğrenim gördüğü dönemdeki psikopat ortağı hâricinde, nispeten durağan ve sönük geçiyor. Aslında bunun bir tür aldatma, şaşırtmaca olabileceğini düşünüyorum. Gayet kontrollü, sâkin bir karakter görüntüsü çizerek sanki ikinci yarıdaki "patlama"yı (!) beklemeyecek, tahmin edemeyecek bir noktada tutmaya çalışıyor belki de bizi.

Filmin ikinci yarısı ise "Battle Royale" ile "Confessions (Kokuhaku)"ın, Gus Van Sant'ın meşhur "Elephant'ın son on dakîkası" sosuyla servis edilmesine benziyor. Hatta sâdece lezzet ustalarının tadını alabileceği, bir "Suicide Club" baharatı da katılmış gibiydi. (Bkz. "Werther Etkisi") Evet, bir aksiyon, bir şiddet var, ama o dahi ağır bir havada seyrediyor âdeta. Bu arada sahneye -aslında sözleri îtibâriyle cuk diye oturan, ama melodisiyle- ters düşen bir müzikle algıyla oynamayı da ihmal etmiyor. Bu esnâda görüntünün ve efektlerin de hareketlendiğine şâhit oluyoruz. Ortaya çıkan manzarayla tezat teşkil eden dekor ve mekânla da yine arkadan gülümsüyor yönetmen. Bir panayırı andıran görüntü ve müzik eşliğinde, etrafta koşturan, sağa sola kaçışan onlarca öğrencinin, o kapalı alanda kulakları sağır edecek kabiliyetteki bir tüfekle kana boyanması şeklindeki görsel ve işitsel şöleni bir güzel temâşa ve tecrübe etme imkânı buluyoruz. Ayrıca sonunda Hasumi'yi ve (en sonunda) bizi ufak sürprizlerin beklediğini de söyleyebilirim.

İkinci bölüme dâir üzerinde durulması gereken bir şey de Hasumi'nin bir tür karakter dönüşümü yaşadığının düşünülebilmesidir. Zîra kendisi artık bir nev'i öldürmekten haz alıyor gibidir ki Amerika'daki okul arkadaşının, Hasumi'den rol kapma peşinde olan tüfekteki tezâhürünün kışkırtması buna delâlettir. Aslında bu arkadaş üzerinde durmak gerekir. Netîcede sosyopatlar empatiden, suçluluk duygusundan, vicdan gibi kavramlardan yoksun olarak bilinir. Oysa bir yerden sonra Hasumi'nin, bahsi geçen arkadaşının yer aldığı kâbuslarına tanıklık ediyoruz.

Bir de yama gibi duran bir İskandinav mitolojisi muhabbeti vardı filmde. Odin'in iki kuzgununa atıfta bulunuluyordu. "Muninn" isimli olan hâfızayı, "huginn" ise düşünceyi temsil edermiş. Bunların dünyâyı dolaşması sâyesinde her şeyden haberdar olurmuş Odin. "Huginn"i vurma şansına mazhar oluyordu Hasumi ve bir sabah tüfeğini doğrultup "Seni her an vurabilirim Muninn." diyordu da ne demek istiyordu anlayamadım. Bir film daha çekip bunları açığa kavuştursunlar lütfen.

Sonuç olarak, yer yer kendini gösterdiği, imzâsını attığı sahnelere karşın yönetmenin tutturduğu çıtanın altında kalan, ancak vasatı aşan bir "teen slasher" olmaktan öteye gidemiyor kanımca. En çarpıcı sahne(ler)de sunduğu tek şey yalın bir katliam ki bizim tanıdığımız Miike, bu değil.

Filmle ilgili en güzel ayrıntı ise müzikler. Birkaç farklı yorumuyla yerleştirilen ve bi' güzel yedirilen "Die Moritat von Mackie Messer" ya da daha Batılı formuyla "Mack The Knife" ister istemez zihninizde yer ediniyor. Şarkının girişi şöyle:

Alıntı:
Köpekbalığının dişleri ölümcüldür, ama bembeyaz parlarlar ağzında.
Oysa Mackie Messer’in sustalısını göremezsin, çünkü çoktan deşmiştir karnını.


Ekşi'deki "sosyopat" maddesi altındaki şu tanımla nasıl da bütünleşiyor: "Psikopatın karşıdan koşarak ve baltasını sallayarak geldiğini görür ve kaçarsın. Sosyopat durup kendine doğru koşan avı seyretmektedir."

Mackie Messer'in sustalı kullanmadaki mahâreti hızlı olması mı, iyi saklaması mı bilemem, ama netîcede Hasumi de bu çaptaki sosyopatlığın gereği olarak her detayı ince düşünmesi hasebiyle hem çevresindekilerden hızlı davranmış, hem de silahını son âna kadar pek güzel saklar. Onlar sıcak bir sıvının aşağıya doğru aktığını hissettiklerinde o çoktan bir sonraki sahnede rolünü alır. Elbette Hasumi'nin sezgilerinin ve zekâsının da bir sınırı vardır. whistling

http://www.youtube.com/watch?v=_QXJ3OXWaOY (Bertolt Brecht - Die Moritat von Mackie Messer)
http://www.youtube.com/watch?v=YI5fU6ZbyaA (Elle Fitzgerald - Mack The Knife)
http://www.youtube.com/watch?v=zlWqmJMIXZQ (Rob Trow - Mack The Knife)



 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
 Film AdıDownloadDilFPSÇevirmenReleaseCD SayısıGönderen
Aku no kyôten30
23.976jasminee576p.x264.AC31 CDjasminee
Aku no kyôten0
23.976DVDRip720p-JYK1 CDsi-murg
İletileri göster:   
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [1 Mesaj] « Önceki konuSonraki konu »
 Forum Ana Sayfa » Asya Sineması » Japon Sineması
Forum Seçin:  

Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki iletilere cevap veremezsiniz
Bu forumdaki iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumdaki iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız